Stefan Zweig

Stefan Zweig (1881-1942)*

Yirminci yüzyılın ender yetiştirdiği entelektüellerden biri olan Zweig daha okul yıllarındayken edebiyat, sanat, tiyatro ve müziğe ilgi duymuş, yazın hayatına lise yıllarında yazdığı şiirlerle başlamış, bunu Viyana’nın en büyük gazetelerinden biri olan Neue Freie Presse’nin edebiyat sayfalarındaki yazılar izlemiştir. Sonrasında Beaudelaire ve Verlaine’den çeviriler yapan Zweig, öldüğünde arkasında sayısız öykü, 400-500 şiir, novellalar, biri tamamlanmış, ikisi yarım kalmış üç roman, biyografiler, monografiler, denemeler, tiyatro eserleri, menkıbeler ve bir libretto bırakmıştır.

Zweig’ın hemen hemen tüm eserlerinde, içinde yaşadığı kültürü dışa yansıtma, uluslar üstü Avusturya-Macaristan Đmparatorluğu’ndan bir Avrupalı bilinci yaratma çabası görülmektedir. En çok ilgisini çeken konu “yenilenlerin ruhsal üstünlük sorunsalı” olmuştur. Zweig’ın yazının temelini, gücün her biçiminin insanda yarattığı katılığı, her zaferin ulusların ruhunda neden olduğu donukluğu göstermek, bunun karşına insanın içini oyan, ruhunu acıtan ve yaran yenilginin gücünü koymak, oluşturmuştur. Otuzlu ve yirmili yıllarda dünyanın en çok okunan yazarlarından biri olan, yapıtları elliyi aşkın dile çevrilen ve milyonlar satan, yirmi otuz bin mektupla yüzyılın en sık mektuplaşan yazarlarından biri olan Zweig’ın eserleri bugün de değerinden hiçbir şey kaybetmemiştir; tiyatro yapıtları defalarca sahnelenmiş, şiirleri bestelenmiş, novellaları romanlar kadar büyük başarılar elde etmiş, sahneye konmuş, filmi çekilmiştir.

1933 öncesi ve sonrasındaki birçok burjuva aydını gibi politikanın dışında kalmaya özen gösteren, politikayla eş gördüğü dogmadan hiç hoşlanmayan, hayatında bir kez bile oy kullanmayan Zweig her türlü fikir çatışması ve saldırıdan, bir şeylerin baskıyla kabul ettirilmesinden, politik kavgalarda açıkça taraf tutulmasından her zaman uzak duran biriydi. Son derece duyarlı, uyumsuzlukları dengeleyen barışsever doğasıyla tüm kültürlere açık olan, farklı dünya görüşlerine saygı duyan, yüreği birleşik bir Avrupa kültürü için çarpan, kendini bir Avrupalı, bir dünya vatandaşı olarak gören Zweig tüm yaşamını düşünsel bir Avrupa birliğinin gerçekleşmesine, dünya kardeşliğine adamış bir aydındı.

1940 yılında dostlarının yardımlarıyla Đngiliz vatandaşlığına geçer. Meslektaşlarına ihtiyaçları olduğunda sığınacak bir liman sağlayan Zweig burada olduğu dönemde birçok Yahudi’nin Đngiltere’ye gelmesine yardımcı olur. Tıpkı konferans için gittiği Arjantin’de dışişleri bakanın vermek istediği birçok ödülün yerine üç Alman mültecisi için vize istemesi gibi. Ancak Hitler Đngiltere’yi de tehdit etmektedir. Bir konferans daveti alan Zweig aynı yıl eşiyle birlikte Güney Amerika’ya gider. Bu onlar için dönüşü olmayan bir yolculuktur.

Sürgünde olduğu Brezilya’dayken vatanındaki insanların korkunç kaderleriyle ilgili haberler onu karamsarlığa ve umutsuzluğa iter. Altmış bir yıllık yaşamında hemen her kitabıyla büyük başarı elde eden, yaşarken ünü yakalayan ender yazarlardan biri olan Zweig, gurbetteyken yaşama gücünü çalışmalarında bulur. Kendini teselli etmek için Goethe, Homeros, Shakespeare okur. Bu arada Montaigne’in Denemeler’ine dalar. Etkilendiği şey Montaigne’in ölüm karşısındaki tutumu ve gönüllü ölümü en güzel ölüm olarak nitelendirmesidir. Hitler Almanya’sının ve onun müttefiklerinin dünyayı tehdit edici boyuttaki başarıları derin bir ümitsizliğe kapılmasına ve insanlığa olan inancını yitirmesine neden olur; 23 Şubat 1942’de Zweig ve ikinci eşi Elisabeth Charlotte uyku hapı içerek intihar ederler.

  • Özgürlük ve Barışa Çağrı Stefan Zweig ve Eseri Dünün Dünyası Üzerine, Doç. Dr. Gülperi Sert, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt: 9, Sayı:4, 2007.

Eserleri:

Acımak

Yürek Çöküntüsü

Herkesin Dostu Anton,

Bir Kadının Yirmi Dört Saati

Yarının Tarihi

Lyon’da Düğün

Yıldızın Parladığı Anlar

Karışık Duygular

Günlükler

Değişim Rüzgârı

Calvin’e Karşı Castellio ya da Köleliğe Karşı Özgür Düşünce

Fouche: Bir Politikacının Portresi

Tehlikeli Merhamet

Amok Koşucusu

Balzac: Bir Yaşam Öyküsü

Magellan

Freud ve Öğretici

Yıkıcı Sır

Ruh Yoluyla Tedavi

Roterdamlı Erasmus; Zaferi ve Trajedisi

Dünün Dünyası

Üç Büyük Usta

Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar

Kendileriyle Savaşanlar

Satranç

edebiyatvadisi

Next Post

Dostoyevski'nin Budala'sından

Cts Tem 13 , 2019
Dostoyevski’nin “Budala” adlı romanından (*); Bizde pratik adamın bulunmayışından her zaman yakınılır. Söz gelişi, politikacı adam çoktur, general de boldur. Yöneticilerin her türlüsüne rastlanır. Ne kadar istersen bulunur ama pratik adam yoktur. Herkes de bu yokluktan sızlanır. Hatta kimi demir yolunda çalışan işçiler, işlerin düzen içinde yürümediğini, gemicilik işletmelerindeki yöneticiler […]