Sol Ayağım

Christy Brown’un Sol Ayağım” romanından*;

…Hâlâ anlaşılır şekilde konuşamıyordum ama şimdiden ailedekilerin az çok anlayabileceği bir çeşit homurtulu lisanım olmuştu.

Zorlandığımda ve onlar ne demek istediğimi anlamadığında zemini işaret ediyor ve sol ayağımla kelimeleri yazıyordum. Yazmak istediğim kelimelerin harflerini yazamadığımda öfkeye kapılıyordum ve bu benim daha anlamsız homurdanmama neden oluyordu.

Yedi yaşımdayken çok fazla konuşmama rağmen şimdi tek başıma doğrulabiliyor ve kemiklerimi kırmadan ya da annemin porselenlerini parçalamadan kalçamın üzerinde emekleyerek yer değiştirebiliyordum. Ne ayakkabı ne de ayağıma giyecek başka herhangi bir şey kullanıyordum. Annem çıplak ayakla çok ihmal edilmiş göründüğümü söyleyerek küçük yaştan itibaren beni ayağıma bir şeyler giymeye alıştırmayı denedi. Ama ne zaman ayağıma bir şey geçirse çabucak tekrar atıyordum. Ayağımın kapanmasından nefret ediyordum. Annem ayağıma çorap ya da ayakkabı geçirdiğinde, normal bir insan elleri arkasına bağlandığında nasıl hissediyorsa öyle hissediyordum.

Zaman geçtikçe sol ayağıma daha fazla bağlanmaya başladım. O, aileme kendimi anlatmamda temel iletişim aracımdı. Yavaş yavaş benim için vazgeçilmez oldu. Bununla birlikte evdekilerle aramdaki engellerin bazılarını kırmayı öğrendim.  O, içinde bulunduğum hapishanenin tek anahtarıydı.

Zemine bir şeyler yazacağımda tıpkı annem öğretirken yaptığım gibi yere tükürüp topuğumla sürterek silip sonra hafızamdan tekrar yazma alışkanlığım olmuştu. Altı buçuk yaşlarındayken bir gün bileğini burkan kardeşimi ziyarete bir mahalle doktoru geldi. Aşağıya indikten sonra doktor beni parmak aramdaki tebeşirle yazı yazarken gördü. Çok şaşırmıştı. Anneme benim hakkımda sorular sormaya başladı; benim bütün söylenenleri anladığımı göstermem konusunda çok istekliydi. Annem beni masanın üstüne oturttu ve doktoru, onun için bir şeyler yazmamı rica etmesi için davet etti. Bir an düşündü, sonra çantasından büyük kayıt defterini çıkardı, bana büyük kırmızı bir kalem verdi ve deftere adımı yazmamı istedi.

Kalemi ayak parmaklarım arasına aldım, defteri kendime çektim, kendimi hazırladım ve yavaşça büyük harflerle adımı yazdım.

“Harika!” diye başladı. “Çok şaşırdım, Bayan Brown. Bu gerçekten…” Birden durdu, annem kafa karışıklığıyla utandı, çünkü biraz tereddütten sonra neden kalemle yazılanların tebeşirle yazılanlar kadar kolay silinmediğini anlayamadan deftere tükürdüm ve tüm gayretimle silmeye başladım.

Doktor, bir gülümsemeyle birlikte annemin özürlerini pek önemsemeden başımı hafifçe okşadı ve harika bir çocuk olduğumu söyledi. Daha sonra beni ara sıra ziyaret etti ve uzun yıllar gelişimimi merakla takip etti.

* Sol Ayağım, Christy Brown, Türkçesi: Kaan Mutlu, Nokta Kitap, İstanbul, 2006, s. 19-20.

wpntr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Gazap Üzümleri

Pts Tem 8 , 2019
John Steinbec’in “Gazap Üzümleri” romanından*; Otostopçu ayağa kalktı, pencerelerin arasından ona baktı: “Beni alır mısın, Bayım ?” Şoför çabucak dönüp bir an arkaya, lokantaya doğru bakarak, “Yolcu almaz yazısım görmedin mi?” diye sordu. “Gördüm tabii. Ama bazen zengin domuzun biri zorla böyle yazılar koydurtsa bile, iyi insan yine de yapar […]