Maksim Gorki’nin “Ana” romanından (*); Her gün fabrika düdüğünün keskin sesi, işçi mahallesinin isli ve sevimsiz havası içinde duyulunca somurtkan ve bitkin birtakım insanlar, kül rengi ufak evlerden fırlar, ürkmüş karafatmalar gibi koşuşarak buz gibi sabahın alacakaranlığında, kare biçimindeki sayısız sarı ve yapışkan gözlerinin çamurlu kaldırımları aydınlattığı fabrika duvarlarına çıkan […]

Maksim Gorki (1868-1936) Sovyet edebiyatının kuruluşunda önderlik rolü olan Gorki, 1892’den itibaren yazdıklarıyla dünya çapında büyük bir üne kavuşmuştur. Çarlık düzeninin sosyal ve politik görüşlerine aykırı bir tutum izleyen Gorki’nin hem ülkesinde hem de dünyada büyük başarı sağlamasının birçok nedeni vardır: Renkli bir anlatım, eşsiz bir gözlem ve canlı bir […]

SÖZCÜKTE ANLAM: Sözcük, cümle kuruluşuna yarayan en küçük anlam birimidir. Sözcükler, canlı ve cansız varlıkları, hareketleri ve onların durumlarını karşılar. Sözcükler, iletişimin temel malzemesidir. İnsanlar duygu ve düşüncelerini ancak sözcüklerle ifade ederler. Bu nedenle dilimizdeki sözcüklerin anlamsal ve yapısal özellikleri, onların cümle içindeki görevleri iyi tanınmalıdır. Böylece, kurulan cümlelerde hangi […]

Açlıktan ölmek üzere bulunan bir köpeği kurtarınız, sizi ısırmayacaktır. İnsan ile köpek arasındaki tek fark budur. (Mark Twain)

TEZAT: İki düşünce, duygu ve hayal arasındaki birbirine karşıt olan nitelikleri bir arada söyleme sanatıdır. Örneğin “Ağlarım, hâtıra geldikçe gülüştüklerimiz” dizesinde “ağlamak” ve “gülmek” sözcükleri zıt duyguları bir arada belirtmek için söylenmiştir ve bu dizede birlikte kullanılarak tezat sanatı oluşturulmuştur. Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabib Kılma derman kim […]

LEFF Ü NEŞR: Sözlük anlamı toplayıp dağıtma demektir. Bu sanat tenasüp sanatının özel bir şeklidir. Bir beytin ilk dizesinde söylenen sözlerin karşılıkları, benzerleri ya da ilgililerinin ikinci dizede söylenmesiyle yapılan bir sanattır. İlk dizede söylenen kavramların karşılıklarının ikinci dizede sırasıyla söylenmesiyle oluşan sanata “leff ü neşr-i müretteb”, ikinci dizede karışık […]

Redif ve Kafiye (Uyak): Şiirde müzikal ritmi yakalamanın yollarından biri de dize sonlarında ortak seslere yer vermektir. Redif ve kafiye olarak sınıflandırılan bu ses benzerlikleri aracılığıyla şiirin hem estetik değer kazanması sağlanır hem de şiire müzikal değer yüklenir. Şiirdeki dizelerin sonlarında oluşturulan ses benzerlikleri iki ana bölüme ayrılır: a) Redif     […]

İSTİFHAM: İstifham; sorup anlama, anlamak için sorma anlamına gelir. Anlamı daha etkili duruma getirmek için cevabı istenmeyen soru sorma sanatıdır. Bu sanatın amacı, anlatılan duygu ve düşünceye daha fazla dikkat çekmektir. İstifham, günlük hayatta da sık sık başvurulan bir sanattır. Çoğu zaman kin, nefret, sevinç, hüzün, şefkat, hayret gibi duygularımızı […]

AKİS: Sözlük anlamı çarpma, çarpıp geri dönme demektir. Terim olarak edebiyatımızda oldukça fazla başvurulan bir sanattır. Herhangi bir cümle, bir dize ya da beyitteki sözcüklerin yerlerini tersine çevirerek aynı anlamlı cümle ya da dize yapmaktır. Verilen yeni anlam, ilk anlamın tersini ifade eder. Örneğin Dîdem rûhunu gözler, gözler rûhunu dîdem […]

ABARTMA (=MÜBALAĞA): Herhangi bir varlığı ya da durumu olduğundan büyük ya da küçük gösterme sanatıdır. Abartma, genellikle övme ve kötüleme amacıyla kullanılır. Bu sanatın kullanılmasındaki amaç, duygu ya da düşüncenin daha güçlü biçimde vurgulanmasını sağlamaktır: Örneğin Bir ah çeksem dağı taşı eritir Gözüm yaşı değirmeni yürütür Dizelerinde “ah çekmek” eylemi […]

YARDIMCI SESLER Türkçede köklerle eklerin ya da eklerle eklerin doğrudan doğruya birleşmeleri her zaman mümkün olmaz. Çünkü bir sözcükte art arda iki ünlünün ya da iki ünsüzün bulunması -bazı özel durumlar dışında- Türkçenin yapısına aykırıdır. Yardımcı sesler, köklerle eklerin ve eklerle eklerin Türkçenin ses yapısına uygun biçimde birleşmesini, kaynaşmasını sağlayan […]

YAPIM EKLERİ: Bu ekler, köklerin anlamını ve türünü değiştiren, onları gövde yapan eklerdir. İsim köklerine gelen yapım ekleri yeni isimler ve fiiller, fiil köklerine gelen yapım ekleri de yeni fiiller ve isimler yapar.  Bu nedenle yapım ekleri dörde ayrılır: a) İsimden İsim Yapan Ekler b) İsimden Fiil Yapan Ekler c) […]

Sözcükte Yapı: Türkçede sözcükler yapılarına göre üçe ayrılır: Basit Sözcükler Türemiş Sözcükler Birleşik Sözcükler Basit Sözcükler: Kök durumunda bulunan, yapım eki almamış sözcüklerdir: az, boş, çık, dal, ev, göz, dil, iş, saç, yol, adam, deniz, teyze, toprak, karınca, pencere… Basit sözcükler cümlede çekim eki alarak kullanılabilir. Böyle durumlarda sözcüğün yapısı […]

SIFAT-FİİLLER: 1. Sıfat-fiiller, fiillerin kök ya da gövdelerine getirilen “-an/-en, -ası/-esi, -maz/-mez, -r, ar/-er, -dık/-dik, -acak/-ecek, -mış/miş” ekleriyle yapılır. 2. Sıfat-fiiller anlam yönünden fiil, görev yönünden sıfat durumundadır. 3. Sıfat-fiiller, sıfatların görevlerini üstlenir. İsimlerin önlerine gelerek sıfat tamlamaları kurarlar. 4. Sıfat-fiiller, sıfat tamamlamalarının cümlede üstlendiği her görevi yüklenirler. Cümlede özne, […]

İsim-Fiiller: İsim-fiiler, fiillere getirilen –mak, –mek, -ma, -me, –ış, –iş, –uş,-üş ekleriyle oluşturulan geçici isimlerdir.  Oluşturulan bu isimler, fiillerin adını gösterirler: koşmak, gelmek, gülme, uçma, açış, geliş, okuyuş, düşüş … gibi.    İsim-Fiillerin Özellikleri:   1. –mak, –mek, -ma, -me, –ış, –iş, –uş, –üş ekleriyle kalıcı isimler yapılabilir. Bu şekilde oluşturulan isimlere fiilimsi diyemeyiz:  çakmak, ekmek, dondurma, dolma, kıyma, sıtma (ısıtma), sarma, kavurma, bazlama, kazma, basma, uçurtma, duruşma, düğme, sunuş, tanış, dalış, yanlış, alış veriş, sürme, dikiş… gibi.   2. İsim-fiiller anlam yönünden fiil, görev yönünden isim durumundadır:  Kitaptan bir bölüm okumak istedi.     Bu cümlede iki eylem söz konusudur: okumak ve istemek.  “okumak” isim-fiili anlam yönünden fiil, görev yönünden ise cümlede isim niteliğindedir.  Aşağıdaki örneklerde de isim-fiiller, kullanıldıkları cümlelere anlamsal yönden bir “eylem” katkısında bulunmaktadır: Hafta sonu yaptığımız pikniği anlatmamı ister misiniz?     (eylemler: anlatma —  isteme)  Bahçedeki çiçekleri sulamak için musluğu açtı.  (eylemler: sulamak – — açma)  Söz verdiğiniz saatten daha erken gelişiniz bizi çok sevindirdi.  (eylemler: geliş — sevinme)  […]

İSİMLER ve İSİM TAMLAMALARI Varlıkları ve kavramları karşılayan sözcüklere isim (ad) denir. a) Varlıkların Niteliklerine (Oluşlarına) Göre İsimler: 1. SOMUT İSİM: Beş duyu organımızdan herhangi bir tanesiyle algılayabildiğimiz, yani elle tutup gözle görebildiğimiz, koklayıp tadabildiğimiz veya duyabildiğimiz varlıkları karşılayan isimler “somut” isimlerdir: Duman, toprak, rüzgâr, hava, göl, ışık, ev, kalem, […]

GÖVDE Yapım ekleriyle genişletilmiş köklere “gövde” denir: Türkçe, gözcü, bilgi, okuyucu… Bu gövdeler, “Türk, göz, bil-, oku-” köklerin getirilen “-çe, -cü, -gi, -ucu” ekleri getirilerek türetilmiştir. Gövdeler, yapı bakımından ikiye ayrılır: a) İsim Gövdeleri: İsim ve fiil köklerinden türemiş isimlerdir: yazı: Fiilden türemiş isim soylu: İsimden türemiş isim sözcü: İsimden […]

FİİLLERİN ÇEKİMİ Fiil çekimleri iki ana gruba ayrılır: Fiillerin Basit Çekimi Fiillerin Birleşik Çekimi A) Fiillerin Basit Çekimi: Fiil kök ya da gövdesinin tek zaman ya da tek şekil eki alarak bir kişiye bağlanmasıyla yapılan çekimdir. Fiillerin basit çekimleri bildirme (haber) ve dilek (tasarlama) olmak üzere ikiye ayrılır: A.1. Fiillerde […]

FİİLLER (EYLEMLER) Fiiller, varlıkların iş, durum ve oluşunu bir zamana ve bir kişiye bağlayarak bildiren sözcüklerdir. Türkçede fiiller, kök ya da gövde durumlarıyla kullanılmazlar. Bir fiilin cümlede kullanılabilmesi için şekil ve zaman ekiyle birlikte kişi eki alması gerekir. Zaman ve kişi anlamı bildiren fiillere “çekimli fiil” adı verilir. “bakıyordu, yazdı, […]

FİİLDE YAPI 1. Basit Fiiller: Yapım eki almamış, başka bir sözcükle birleşmemiş fiillerdir. Bak-, gör-, al-, git-, oku-, ver-, çek-, yaz-… Çekim ekleri almaları, bu fiillerin yapısını değiştirmez: Bak-tı, gör-meli, al-ı-yor-sunuz, git-ti, oku-sa-k… gibi çekim ekleri almış fiiller de yapıca basittir. 2. Türemiş Fiiller: Sözcük köklerine “fiilden fiil” ve “isimden […]

FİİLDE KİŞİ Fiildeki iş, durum ya da oluşun kimin tarafından yapıldığını bildiren eklerdir: Okuyacak-sınız, gelmiş-sin, bakacak-lar, gördü-k… Fiildeki kişi ekleri, zaman ve şekle göre değişiklik gösterir. Fiillere yüklenen altı temel kişi şunlardır: 1. Birinci Tekil Kişi (ben)  (-m; -ım, -im, -um, -üm; -ayım, -eyim): Eve otobüsle geldi-m.  Sizi yarın arar-ım. […]

Fiilde Çatı FİİLDE ÇATI Çatı, sadece çekimli fiillerde aranır. Çekimli fiiller ise cümlede “yüklem” görevinde bulunur. Bir sözün “cümle” değeri taşıması için çekimli bir fiilin yeterli olduğu unutulmamalıdır. Fiillerin özne ve nesneye göre gösterdiği özelliğe “çatı” denir. Bu nedenle fiilde çatı iki yönden incelenir: A) Özneye Göre Fiil Çatıları: 1. […]

Ek-Fiil “i-“ ya da “imek” fiili de denen ek-fiil, kök olarak bir anlam taşımayan, yapım eki almayan bir yardımcı fiildir. Ek-fiilin iki temel görevi vardır: 1. İsimler ile isim soylu sözcüklerin sonlarına gelerek onları “yüklem” yapar. Gençler, geleceğin mimarıdır. (mimarı + i-dir) Yüklem isimdir. Size sözünü ettiğim kitap buydu. (bu […]

Dil ve Dilin Özellikleri Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan sesler sistemidir. Dilin Özellikleri: 1. Dil, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış, gizli bir anlaşmalar sistemidir. Bir dilde kesin ve o dili kullanan herkesin kabul ettiği kurallar vardır. Dil, bu kurallar ve kabul edilen anlayış içinde gelişir. Kişilerin ve başka kuralların etkisiyle, zorlamasıyla […]

Çekim Ekleri Çekim ekleri, sözcüklerin yapısını ve anlamını değiştirmeyen, onları cümledeki görevlerine göre çekimleyen ve onlara işleklik kazandıran eklerdir. Çekim ekleri, bütün kök ve gövdelere getirilebilir. Eklendikleri sözcüklerde, daha çok, “durum, kişi ve zaman” kavramlarını belirginleştirirler. Çekim ekleri iki ana gruba ayrılır: 1. İsim kök ve gövdelerine getirilen çekim ekleri […]

Mevlana Celâleddin’in büyük oğludur. 1226- 1312 yılları arasında Konya’da yaşamış ve Mevlevilik tarikatının kurucusu olmuş bir Divan şairidir. Şiirlerinde Anadolu insanını aydınlatmak ve Mevlana’nın büyüklüğünü övmek amacı taşımıştır. Eserleri çoğunlukla Farsçadır. Türkçe şiirlerini de tasavvuf düşüncesini öğretme amacıyla yazmıştır. Eserleri: 1. İbtida-name: Mevlana’nın Mesnevi’sini örnek alarak yazdığı,  8754 beyitten oluşan Farsça […]

Arapça “bir maksat güden uzun manzume” anlamına gelir. Belli bir amaçla yazılmış şiir demektir. Türk edebiyatında din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılmış uzun şiirlere denir. Araplardan İranlılara ve XI. yüzyıldan itibaren Türklere geçmiştir. Kaside türünün özellikleri: 1. Beyit sayısı 33-99 arasındadır. Ancak 33’ten az sayıda beyitle yazılmış kasideler de […]

Ekspresyonizm: Yirminci yüzyılın başlarında sanatçının kendi iç dünyasını gözlemlemek suretiyle elde ettiği gerçeği açığa çıkarması, dışa vurmasını esas alan, bireyselci bir sanat/edebiyat akımıdır. “Ekspresyonizm”in kelime olarak kullanışı 1850’lere kadar inmesine rağmen, kavram olarak ne zaman ve nasıl ortaya çıktığı; ilk defa kim tarafından kullanıldığı hususları tartışmalıdır. Bazı araştırmacılar, kavramın ilk […]