Dostoyevski’nin “Budala” adlı romanından (*); Bizde pratik adamın bulunmayışından her zaman yakınılır. Söz gelişi, politikacı adam çoktur, general de boldur. Yöneticilerin her türlüsüne rastlanır. Ne kadar istersen bulunur ama pratik adam yoktur. Herkes de bu yokluktan sızlanır. Hatta kimi demir yolunda çalışan işçiler, işlerin düzen içinde yürümediğini, gemicilik işletmelerindeki yöneticiler […]

Stefan Zweig (1881-1942)* Yirminci yüzyılın ender yetiştirdiği entelektüellerden biri olan Zweig daha okul yıllarındayken edebiyat, sanat, tiyatro ve müziğe ilgi duymuş, yazın hayatına lise yıllarında yazdığı şiirlerle başlamış, bunu Viyana’nın en büyük gazetelerinden biri olan Neue Freie Presse’nin edebiyat sayfalarındaki yazılar izlemiştir. Sonrasında Beaudelaire ve Verlaine’den çeviriler yapan Zweig, öldüğünde […]

Ana Düşünce Ana düşünce, bir parçanın yazılma nedenidir. Paragraftaki bütün cümleleri birleştiren ve yazının temelini oluşturan düşüncedir. Ana düşünce, ileri sürülen, tanıtılan, açıklanan bir duygu ya da düşünce ile ilgili ortaya konan kesin yargıdır. Başka bir deyişle, ana düşünce, konunun yorumlanarak yargı haline getirilmiş halidir. Ana düşünce, paragrafın herhangi bir […]

Paragrafta Konu Üzerinde durulan, anlatılmak istenen duygu, düşünce ya da olaya “konu” denir. Başka bir söyleyişle konu; bir paragrafın yazılma nedenidir. Her yazının bir konusu olduğu gibi, her paragrafın da bir konusu vardır. Paragrafı iyi anlayabilmek için öncelikle konuyu belirlemek gerekir. Düşünce yazılarında konu, genellikle, paragrafın ilk cümlesinde bildirilir. Konuyu […]

Tartışmacı Anlatım Bu anlatım, bir düşünce ya da görüşü çürütmek, o düşünce ya görüşle ilgili kişisel düşünceleri okura inandırıcı biçimde aktarmak amacıyla kullanılır. Tartışmacı anlatım, bir konuya ilişkin iki farklı görüş üzerine kurulur. Yazar, savunduğu görüşü okuyucunun kabul etmesi için örnekleme, açıklama, değerlendirme, sayısal verilerden yararlanma gibi yolları kullanır. Aşağıdaki […]

Öyküleyici Anlatım Olay ağırlıklı, zaman, kişi ve yer (mekân) ögelerini barındıran anlatımdır. Bu anlatımda, esas olan olaydır ve belirgin bir zaman akışı vardır. Örneğin “Bu kitapları, arkadaşıma okuması için önereceğim.” cümlesinde ”önerme” eylemi, birinci kişi tarafından gelecek zamanda gerçekleştirilecektir. Cümle, bu yönüyle “olay ağırlıklı” durumdadır. Aşağıdaki parça, betimleyici ögelerle desteklenmiş […]

Açıklama Bir konu hakkında okuyucuya bilgi vermek için yapılan anlatımdır. Ele alınan konu hakkındaki birtakım sorular, bu anlatım kullanılarak cevaplandırılır. Açıklama, bir durum, kavram ya da konuyu tanıtmak, bunlarla ilgili ayrıntılı bilgi vermek, konu ya da kavramın niteliklerini ortaya koymaktır. Makale, deneme gibi düşünce yazılarında, bilimsel metinlerde çok kullanılan bir […]

Anlatımda Halk Söyleminden Yararlanma Atasözleri, deyimler, kalıplaşmış ifadelere yer vererek duygu ya da düşüncenin etkili anlatımının sağlanmasıdır. Ayrıca kimi ağız özelliklerinin de korunarak yazıya eklenmesi, metne içtenlik duygusunu katar: Eskiden İstanbul’da çocuklar kuşları yakalar, bir kafese koyar, “Azat, buzat, cennet kapısında gözet!” diyerek satarlarmış. Satın alanlar da bu kuşları salar, özgürlüğüne kavuştururlarmış; […]

Anlatımda Sorudan Yararlanma Soru, anlatımda tekdüzeliği ortadan kaldırarak okuyucunun dikkatinin toplanmasına yardımcı olur. Kimi metinlerde soru cevaplanabileceği gibi kimi metinlerde de cevap okuyucuya bırakılır: Kimler geldi, kimler geçti Türk romanından? Tarihsel bir soru! Kimler iz bıraktı, kalıcılığa ulaştı? Yazınsal bir soru! Yüz yılını doldurmuş Türk romanının bir geleneği oluştu mu, […]

Anlatımda Duyulardan Yararlanma Görme, tatma, dokunma, duyma ve koklama duyularından biri ya da birkaçından yararlanarak düşünce ve duyguları etkili anlatma çabasıdır: Dümbelek, zurna, keman sesleri duyulur. Kara bıyıklı, poturlu ihtiyarlar gezer. Çamurlarda geçen kıştan, ne geçen kıştan öteki kıştan, Fatih’in İstanbul’a girdiğinin ertesi günü yağan yağmurdan kalma nal izleri vardır. […]

Sayısal Verilerden Yararlanma Bir yazar, düşüncesini inandırıcı duruma getirmek için sayısal verilerden yararlanabilir. Böylece düşüncesini bilimsel yollarla desteklemiş olur. Özellikle makalelerde karşılaşılan bir anlatım yöntemidir. Tarihler, istatistikler ve rakamlar, başlıca karşımıza çıkanlardır: Ülkemizde ilköğretimde okullaşma oranı %94,87 olarak gerçekleşmektedir. Hızlı nüfus artışı, başta büyük kentler olmak üzere, köyden kente yapılan […]

Yineleme Bir düşünce ya da duyguyu daha etkili iletebilmek için kimi sözlerin tekrar edilmesidir. Yineleme, abartılı ve yapay olmadığı sürece okuyucuda etki bırakır: Tiyatro bozuluyor. Çünkü üst üste iki başarısız oyun sahneleyen özel tiyatro, kapısına kilit vuruyor. Tiyatro bozuluyor. Genç oyunculara mesleklerinde az başarılı olmuş ya da sıradan insanlar eğitmenlik […]

Anlatımda Benzetme Arasında ortak ilgi bulunan iki varlıktan zayıf olanın güçlüye benzetilmesidir. Benzetme, anlatıma güzellik katan yollardan biridir. Benzetmede ikisi asıl, ikisi yardımcı olmak üzere dört öge bulunur. Bunlar; Asıl Ögeler: Benzeyen Benzetilen   Yardımcı Ögeler:                         Benzetme Yönü Benzetme Edatı                                               Ancak benzetmenin asıl ögelerinden sadece benzeyenin kullanmasıyla yapılan kapalı […]

Örnekleme İleri sürülen düşünceye inandırıcılık kazandırmak için örneklerden yararlanma işidir: Küreselleşme, ülkelerin genel olarak ekonomik gelirlerini arttırma yönünde olumlu adımlar atmalarını sağlamakta ancak ülke içi gelir dağılımının bozulmasına neden olmaktadır. Yüksek büyüme performanslarıyla dikkat çeken Çin ve Hindistan gibi ülkelerde yoksulluk, kaygı verici boyutlara ulaşmaktadır. Bu parçada “küreselleşmenin ülkelerde gelir […]

Tanık Gösterme (Alıntılama): Tanık gösterme; düşünceye inandırıcılık kazandırmak, düşünceyi etkili hale getirmek amacıyla güvenilir kişilerin görüşlerinden faydalanma yoludur. Herkes, her konuda tanık gösterilemez. Tanık gösterilecek kişinin o konuda bilgili ve yetkili olması esastır. Tanık gösterme, sadece kişinin adının verilmesiyle gerçekleşmez.  Bu, örnekleme olur. Örneğin, “Ahmet Haşim de sembolizm akımının önemli […]

Karşılaştırma Karşılaştırma, varlık ve kavramlar arasındaki benzer ve farklı yönleri göstermektir. Karşılaştırmalı anlatım, konuya çekicilik kazandırır. Karşılaştırmada “-se” eki ya da “ise, oysa, oysaki, halbuki, böyle söylenmesine rağmen” gibi karşı sözler çok kullanılarak nesneler arasındaki farklar belirtilir. “Tıpkı, bunun gibi, aynısı” gibi destek sözleri kullanılarak nesneler arasındaki ortak yönler söylenir. […]

Cümlede Çıkarım Anlamı Çıkarım, (TDK) belli önermelerin kabul edilen veya gerçek olan doğruluklarından, yanlışlıklarından, başka önermelerin kabul edilen veya gerçek olan doğruluklarını, yanlışlıklarını çıkarma anlamındadır. Çıkarım; metinde bildirilen anlamın ötesine geçme, metinden kişisel bir anlam oluşturma sürecidir. Okuyucunun bir metinden hareketle “o hâlde, bu durumda, bundan yola çıkarak” gibi sözlerle […]

Cümlede Varsayım Anlamı Varsayım, (TDK) deneylerle henüz yeter derecede doğrulanmamış ancak doğrulanacağı umulan teorik düşüncedir. Gerçekte olmamış, yapılmamış bir eylemin geçici bir süre olmuş, yapılmış sayılarak aktarılmasıdır. Bu anlam, cümlelere “diyelim ki, farz edelim, tut ki, varsayalım, kabul edelim” gibi sözlerle yüklenir. Örneğin “Hayvancılıkla geçinen bir yörede yaşadığımızı bir an […]

Cümlede Gereklilik Anlamı Bir eylemin yapılmasının zorunlu olduğunu bildiren cümlelerdeki anlamdır. Gereklilik, eyleme eklenen “-malı/-meli” ekleriyle sağlanır. Örneğin “Hafta sonunda yapılacak toplantıya hazırlıklı gelmelisiniz.” Cümlesinde gereklilik anlamı vardır. Ayrıca kimi sözcüklerle de cümleye “gereklilik” anlamı kazandırılabilir. Örneğin “Bir anlatı oluşturabilmek için en az iki eylemi kullanmak zorunludur.” cümlesinde gereklilik anlamı […]

Cümlede Koşul Anlamı Koşul: Ana cümlede belirtilen yargının gerçekleşmesinin yan cümledeki şarta bağlanmasıyla otaya çıkar. Cümlede koşul anlamı, genel olarak, şart eki dediğimiz “-sa/-se” eklerinden uygun olanının sözcüğe eklenmesiyle gerçekleşir: Geçmişin sosyolojik ve ekonomik yapılarını çözümlersek çağımızdan önceki resim ve romanı anlayabiliriz. Cümleye yukarıdaki ekler kullanılmadan da anlamsal olarak koşul […]

Cümlede Amaç–Sonuç İlişkisi Belirli bir amaç taşıyan eylemlerin yapılma gerekçesini içeren cümledeki anlamdır. Bu türdeki cümleler bileşik yapılıdır. Bu tür cümlelerde amaç; “yapılacak, yapılması tasarlanan, gerçekleştirilmek istenen” düşünceyi içerir. Sonuç ise amaca bağlı olarak yapılan, tamamlanan, bitirilen eylemi bildirir. Amaç–sonuç cümleleri “için, diye, üzere” edatlarıyla kurulur: “Bu kitapları okumak için […]

Cümlede Olumluluk – Olumsuzluk Anlamları   Olumluluk Anlamı: Cümlede bildirilen eylemin gerçekleştiği, gerçekleşeceği ya da sözü edilen varlığın bulunduğu, bulunacağını bildiren cümledeki anlamdır. Örnekler Sanatçının bize tanıttığı kurgusal dünyayı kabul ederiz. Kimi batıl inançlarımızın kökeni çok eskilere dayanır. Olumsuzluk Anlamı: Çeşitli ekler ve sözcükler kullanılarak cümlede bildirilen eylemin gerçekleşmediği, gerçekleşmeyeceğini ya […]

Cümlede Nesnel – Öznel Anlatım Nesnel Anlatım:  İletilen bilgi kesinlik taşır, bilgide kişisel değerlendirme bulunmaz. Nesnel anlatımda yorum değil, yansıtma vardır. Yargı, kişiden kişiye değişmez: Eğitimini tamamladıktan sonra gazetecilik hayatına başladı. Batılı anlamdaki tiyatro, Tanzimat devriyle birlikte edebiyatımızda yer almıştır. Öznel Anlatım: Anlatıcının değer yargılarını yansıtan anlatımdır. Bu nedenle kişiseldir. […]

Cümlede Abartma Anlamı Abartma, bir durumu olduğundan büyük ya da küçük göstermedir. Aşağıdaki cümlelerde durum, abartılarak söylenmiştir: Fırtına böyle sürerse dünyayı bile yerinden oynatır. Kitabı saatlerdir karıştırıyorsun ama bir kelime bile okumadın.

Cümleleri Anlamsal Yönden Birleştirme Bu uygulama, iki farklı cümledeki anlamın tek bir yargıda birleştirilmesine dayanır. Cümleleri birleştirirken her iki cümledeki anlamın korunması esastır. Bu türdeki soruları çözerken ilk cümlenin ikinciyi ya da ikinci cümlenin ilkini anlamsal ve yapısal yönlerden tamamlaması sağlanmalıdır. Örneğin I. cümle: İnsan, doğası gereği, temel gereksinimlerini sürekli […]

Kesinlik Bildiren Cümleler Cümlede temel yargıyı destekleyen yan cümleciklerin her biri kendi içinde anlamsal bir değer taşır. Bu nedenle bir cümleyi anlamsal olarak değerlendirirken yan cümleciklerin bildirdikleri anlamların da farkında olmak gerekir. Bu türden soruların çözümünde seçeneklerde bildirilen yargıların “bir bütün olarak” cümlede yer alıp almadığı sorgulanmalıdır.  Cümledeki yüklem ile […]

ZAMİRLER (ADILLAR) Zamirler, isimlerin yerini cümlede geçici olarak tutan sözcük ve eklerdir. Zamir, her yönüyle isme benzer. İsimlere gelen çekim eklerini alırlar, cümlede isimler gibi tamlamalar kurarlar. Cümlede isimlerin üstlendikleri tüm görevleri üstlenirler. Zamirlerin Çeşitleri: A) SÖZCÜK DURUMUNDAKİ ZAMİRLER: 1. Kişi (Şahıs) Zamirleri: Kişi isimlerinin yerine geçen zamirlerdir: Ben, sen, […]

John Steinbeck’in “Gazap Üzümleri” romanından (*); Otostopçu ayağa kalktı, pencerelerin arasından ona baktı: “Beni alır mısın, Bayım ?” Şoför çabucak dönüp bir an arkaya, lokantaya doğru bakarak, “Yolcu almaz yazısım görmedin mi?” diye sordu. “Gördüm tabii. Ama bazen zengin domuzun biri zorla böyle yazılar koydurtsa bile, iyi insan yine de […]

TEŞHİS (KİŞİLEŞTİRME) ve İNTAK (KONUŞTURMA): İnsan dışındaki varlıklara insan özelliğini verme sanatına teşhis, insan özelliği verilen varlıkları konuşturma sanatına da intak denir: “Çamlar hüzünlü, yollara düşmüş söğütle çınar”  dizesinde “çam, söğüt ve çınar” ağaçları insan gibi düşünüldüğü için teşhis sanatı yapılmıştır. Örnekler: Çiçekler, rüzgârla dans ediyor. Ey köyleri hududa bağlayan […]