Kostas Valetas’ın “Göçebeler” adlı romandan (*); “Tellal, gitme fikrine elinden geldiği kadar karşı koyuyordu. Fakat Maria’nın onu hesaba kattığı yoktu. Onun isteği olmadan ve bütün söylediklerine kulak asmadan yolculuğa hazırlanmaktaydı. Son ana kadar kalmakta, Maria’nın gitmesine engel olmakta kararlı olan o, bir dönüş yaptı. Trene kendisi istemeden, meçhul ve karanlık […]

Kostas Valetas 1939’da Midilli’de doğan Valetas, hukuk ve politik-ekonomi alanlarında eğitim almıştır. Edebiyat dünyasına adını 1962’de yazdığı “Lumumba” adlı şiirle duyuran sanatçı Kayıp Güzellik ve Cesur Hayat adlı öykü kitapları yayımlamıştır.   1967’de bir tür hümanist manifestosu olan “İtalyan Anayasası” denemesini ve aynı yıl yine deneme niteliğinde olan “Satirik Molfetas” […]

John Steinbeck’in “Fareler ve İnsanlar” romanından*; Lennie: -George, o yeri biraz anlatsana. -Anlattım ya… Daha dün gece anlattım. -Hadi… Bir daha anlat George! -Peki. Burası on dönüm kadar bir yerdir. Küçük bir el değirmeni de var. Küçük bir evi, bir de tavuk bahçesi var. Sonra bir mutfağı, bir meyve bahçesi, […]

John Steinbeck (1902-1968) John Steinbeck, 27 Şubat 1902 yılında ABD’nin Kaliforniya eyaletinde doğdu. Yoksul bir aileden gelen yazar çiftçi bir ailenin çocuğuydu. Yaşıtları gibi o da küçük yaşlarda çiftçilik yaptı. 1920 ila 1926 yılları arasında aralıklarla Stanford Üniversitesine devam etti. Steinbeck,  Stanford Üniversitesi’nde yalnızca yazarlığına katkısı olacağını düşündüğü derslere katıldı. Öğrenimini sürdürdüğü […]

Grigoriy Petrov’un “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” romanından (*); Kimi anne-babalar evdeki yaşantılarına, giysi ve beden temizliğine dikkat etmezler. Çocuklarının yanında kirli, sökük ve eski elbiselerle ve kirli el ve ayaklarla dolaşırlar. Konuşma ve davranışlarında nezahet ve nezakete riayet etmezler. Kimileri de onların yanında birbirleriyle kavga ederler ve “Babanızın nasıl biri olduğunu […]

Grigory Petrov (1868-1936) STolstoy, Çehov, Gorki gibi Sovyet edebiyatının güçlü yazarlarıyla tanışmış olan Petrov, ünlü bir Rus yazarıdır.  Yoksul köylü ve işçilerin geri kalmışlıktan ve ezilmişlikten kurtulması yönünde çaba göstermiştir. Petersburg’un Yamburg kasabasında, yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası garsonluk yapıyordu. Hayatın tüm zorluklarını daha genç yaşlarda hisseden […]

Turgenyev’in “Babalar ve Oğullar” romanından*; Bazarov o gün yatağından hiç kalkmadı, geceyi de ağır bir yarı baygınlık içinde dalıp uyanarak geçirdi. Gece yarısından sonra saat birde gözlerini zorla açınca ufak bir lambanın ışığında üzerine doğru eğilen babasının soluk yüzünü gördü; ona dışarı çıkmasını buyurdu. Yaşlı baba buyruğa boyun eğdi ama […]

Ivan Sergeyeviç Turgenyev (1818-1883) 28 Ekim 1818’de, Rusya’nın Oryol şehrinde doğdu. 1833 yılında Moskova Üniversitesi’ne girdi. Ertesi yıl babasını kaybetti ve kaydını St. Petersburg Üniversitesi’ne aldırdı. 1838-1841 yılları arasında Berlin Üniversitesi’nde eğitim gördüğü dönemde birçok araştırmacı, filozof ve edebiyatçıyla arkadaş oldu. 1842 yılında gayrimeşru bir çocuğu olan Turgenyev, aynı yıl […]

Anatole France’ın “Penguenler Adası” romanından*; III PROFESÖR OBNUBILE’İN YOLCULUĞU Art arda gelen birçok akıl almaz değişiklik, bir yandan zamanın törpüsü, öbür yandan da tarihçilerin berbat anlatımı sayesinde unutulduktan sonra, Penguenler halkın kendisini yönettiği bir hükümet kurdular. Önce bir kurultay oluşturup devlet başkanını seçme yetkisini bu kurula verdiler. Basit halk arasından […]

Anatole France (1844-1924) Fransız edebiyatının önemli temsilcilerindendir.    Yapıtlarında zengin bir klasik kültürü açık ve duru bir dille, bilge bir alaycılıkla yansıtabilmiş, edebiyatın her türünde yapıtlar vermiş, politika, din, tarih, sanat, edebiyat ve felsefe alanlarında Voltaire ve Diderot’nun hümanist aydınlanma geleneğini sürdürmüştür. Asıl adı Jacques-Anatole-François Thibault olan Anatole France 1844 yılında […]

Maksim Gorki’nin “Ana” romanından (*); Her gün fabrika düdüğünün keskin sesi, işçi mahallesinin isli ve sevimsiz havası içinde duyulunca somurtkan ve bitkin birtakım insanlar, kül rengi ufak evlerden fırlar, ürkmüş karafatmalar gibi koşuşarak buz gibi sabahın alacakaranlığında, kare biçimindeki sayısız sarı ve yapışkan gözlerinin çamurlu kaldırımları aydınlattığı fabrika duvarlarına çıkan […]

Maksim Gorki (1868-1936) Sovyet edebiyatının kuruluşunda önderlik rolü olan Gorki, 1892’den itibaren yazdıklarıyla dünya çapında büyük bir üne kavuşmuştur. Çarlık düzeninin sosyal ve politik görüşlerine aykırı bir tutum izleyen Gorki’nin hem ülkesinde hem de dünyada büyük başarı sağlamasının birçok nedeni vardır: Renkli bir anlatım, eşsiz bir gözlem ve canlı bir […]

TEZAT: İki düşünce, duygu ve hayal arasındaki birbirine karşıt olan nitelikleri bir arada söyleme sanatıdır. Örneğin “Ağlarım, hâtıra geldikçe gülüştüklerimiz” dizesinde “ağlamak” ve “gülmek” sözcükleri zıt duyguları bir arada belirtmek için söylenmiştir ve bu dizede birlikte kullanılarak tezat sanatı oluşturulmuştur. Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabib Kılma derman kim […]

LEFF Ü NEŞR: Sözlük anlamı toplayıp dağıtma demektir. Bu sanat tenasüp sanatının özel bir şeklidir. Bir beytin ilk dizesinde söylenen sözlerin karşılıkları, benzerleri ya da ilgililerinin ikinci dizede söylenmesiyle yapılan bir sanattır. İlk dizede söylenen kavramların karşılıklarının ikinci dizede sırasıyla söylenmesiyle oluşan sanata “leff ü neşr-i müretteb”, ikinci dizede karışık […]

Redif ve Kafiye (Uyak): Şiirde müzikal ritmi yakalamanın yollarından biri de dize sonlarında ortak seslere yer vermektir. Redif ve kafiye olarak sınıflandırılan bu ses benzerlikleri aracılığıyla şiirin hem estetik değer kazanması sağlanır hem de şiire müzikal değer yüklenir. Şiirdeki dizelerin sonlarında oluşturulan ses benzerlikleri iki ana bölüme ayrılır: a) Redif     […]

İSTİFHAM: İstifham; sorup anlama, anlamak için sorma anlamına gelir. Anlamı daha etkili duruma getirmek için cevabı istenmeyen soru sorma sanatıdır. Bu sanatın amacı, anlatılan duygu ve düşünceye daha fazla dikkat çekmektir. İstifham, günlük hayatta da sık sık başvurulan bir sanattır. Çoğu zaman kin, nefret, sevinç, hüzün, şefkat, hayret gibi duygularımızı […]

AKİS: Sözlük anlamı çarpma, çarpıp geri dönme demektir. Terim olarak edebiyatımızda oldukça fazla başvurulan bir sanattır. Herhangi bir cümle, bir dize ya da beyitteki sözcüklerin yerlerini tersine çevirerek aynı anlamlı cümle ya da dize yapmaktır. Verilen yeni anlam, ilk anlamın tersini ifade eder. Örneğin Dîdem rûhunu gözler, gözler rûhunu dîdem […]

ABARTMA (=MÜBALAĞA): Herhangi bir varlığı ya da durumu olduğundan büyük ya da küçük gösterme sanatıdır. Abartma, genellikle övme ve kötüleme amacıyla kullanılır. Bu sanatın kullanılmasındaki amaç, duygu ya da düşüncenin daha güçlü biçimde vurgulanmasını sağlamaktır: Örneğin Bir ah çeksem dağı taşı eritir Gözüm yaşı değirmeni yürütür Dizelerinde “ah çekmek” eylemi […]

Mevlana Celâleddin’in büyük oğludur. 1226- 1312 yılları arasında Konya’da yaşamış ve Mevlevilik tarikatının kurucusu olmuş bir Divan şairidir. Şiirlerinde Anadolu insanını aydınlatmak ve Mevlana’nın büyüklüğünü övmek amacı taşımıştır. Eserleri çoğunlukla Farsçadır. Türkçe şiirlerini de tasavvuf düşüncesini öğretme amacıyla yazmıştır. Eserleri: 1. İbtida-name: Mevlana’nın Mesnevi’sini örnek alarak yazdığı,  8754 beyitten oluşan Farsça […]

Arapça “bir maksat güden uzun manzume” anlamına gelir. Belli bir amaçla yazılmış şiir demektir. Türk edebiyatında din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılmış uzun şiirlere denir. Araplardan İranlılara ve XI. yüzyıldan itibaren Türklere geçmiştir. Kaside türünün özellikleri: 1. Beyit sayısı 33-99 arasındadır. Ancak 33’ten az sayıda beyitle yazılmış kasideler de […]