MECAZIMÜRSEL (AD AKTARMASI): Bir sözün benzetme amacı taşımadan kendi anlamının dışında başka bir anlamda kullanılmasıdır. Bir sözde mecaz-ı mürsel sanatının olması için parça-bütün, iç-dış, genel-özel, yazar-eser… gibi “ilgi”ler bulunmalıdır. Bu, parçayı söyleyip bütünü, bütünü söyleyip parçayı kastetmektir. İçi söyleyip dışı kastetmek, dışı söyleyip içi kastetmek de mecazımürseldir: Örnekler: Alaca bir […]

MECAZ: Bir sözü gerçek anlamının dışında başka bir anlamda kullanma sanatıdır. Günlük hayatta da çokça kullandığımız bu sanat “Soğuktan dondum.” sözündeki “dondum” sözcüğünün gerçek anlamının dışında kullanılmasıyla görülür. Bunun dışında “yüreksiz, eli açık, yoluna taş koymak, ayağını kesmek, gözü kara, eli uzun, bel bağlamak, içini dökmek” gibi sözler ve deyim […]

DİNÎ-TASAVVUFİ HALK EDEBİYATI (TEKKE EDEBİYATI) 1. İLAHİ: Tasavvufi temalar işleyen ve Türk dinî mûsikîsinin makam ve usulleriyle bestelenerek dinî toplantılarda okunan şiirlere denir. Allah’ı övmek, ona yalvarmak amacıyla söylenen şiirlerdir. Özel bir ezgi ile okunur. İlahiler, Bektaşîlerde “nefes”, Alevîlerde “deme” (deyiş), diğer tarikatlarda da “cumhur” adıyla anılır. Çoğunlukla hece ölçüsünün, […]

ÂŞIK EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ 1. KOŞMA: Koşma, coşturucu duyguların dile getirildiği, İslamiyet öncesinde yazılan koşuk türünün bir devamı olan Türk halk edebiyatı nazım biçimidir. Koşmalar genellikle 11’li hece ölçüsü ile söylenir, en az 3 en çok 12 dörtlükten oluşur. Türk halk edebiyatının en çok kullanılan nazım şekli olan koşma, halk […]

13. YY. YUNUS EMRE *İyi bir eğitim görmüştür.           *Taptuk Emre’nin dergahında tasavvufu öğrenmiştir. *Tasavvuf onun için bir yaşama biçimidir. *İlahilerinde tasavvuf, insanın nefsi ile olan mücadelesi, Allah yolunda olup dünya işlerinden uzak durma gibi konuları işlemiştir. *Dostluk, kardeşlik, dünya malına ve geçici dünyaya bağlanmama, birbirini anlamak, hoşgörü onun için çok […]

ÂŞIK EDEBİYATI SANATÇILARI Halk Edebiyatı, İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı döneminden başlayarak günümüze kadar varlığını sürdürmüş bir edebiyattır. Bu edebiyatın İslamiyet öncesi dönemde yaşamış bilinen ilk şairi Aprınçur Tigin’dir. 16. YY. Köroğlu *Halk şairleri arasında kavganın ve özgürlüğün sembolüdür. *III. Murat döneminde Osmanlı ordusuyla İran savaşlarına katılmıştır. *Bolu Beyi’nden babasının intikamını […]

Terkib-i bentin vasıta beytinin sürekli tekrarlandığı biçimdir. Kâfiye düzeni aa, xa, xa, xa, xa, xa, bb, cc, xc, xc, xc, xc, xc, bb… biçimindedir. Yaşamdan, talihten şikâyet, felsefi düşünceler, dinî ve tasavvufi konular ve toplumsal yergilerin işlendiği şiirlerdir. Bu türün en güçlü örneklerini Bağdatlı Rûhi ve Ziya Paşa vermiştir.

Terkib-i Bend: Aynı ölçüyle yazılan ve 5 -10 arası bentlerden oluşan nazım şeklidir. Son beyte vasıta, önde yer alan beyitlere ise hane denir. Son beyitlerin (vasıta) sürekli değişen beyitlerle birbirleriyle bağlanmasıyla oluşur. Terkib-i bentler didaktik (öğretici) şiir türlerindendir. Kafiye düzeni aa, xa, xa, xa, xa, xa, bb, cc, xc, xc, […]

Murabba: Aynı aruz ölçüsü ve kafiyede dörder dizelik bentlerle yazılan nazım şeklidir. Kafiyelenişi aaaa, bbba, ccca… biçimindedir.  Konu yönünden zengindir. Övgü, yergi, dinî ve öğretici konular yanında farklı konular da yer alabilir. Gül yüzünde göreli zülf-i semen-sây gönül Kara sevdaya yiler bî-ser ü bî-pay gönül Demedim mi sana dolaşma ana […]

Şarkı Tuyuğ gibi yine Türklerin bulduğu bir nazım türüdür. Genellikle dörtlükler hâlinde ve bestelenmek amacıyla yazılır. Bu nedenle dörtlük sayısı azdır. 5 ya da 6 dizelik bentlerle yazılmış şarkılar da vardır. Kafiye düzeni aaaa, bbba, caaa… biçimindedir. İlk dörtlüğün 2. ve 4. dizeleri ya da sadece 4. dizesi bütün dörtlüklerin […]

Tuyuğ Divan edebiyatına Türkler tarafından kazandırılmış bir nazım türüdür. Halk edebiyatındaki mani türünün Divan edebiyatındaki karşılığıdır. Tek dörtlük hâlinde ve aruzun “Failatün, failatün, failün” kalıbıyla yazılır. Kafiye düzeni mani ile aynıdır: aaxa Manide olduğu gibi cinaslı kafiye kullanılır. 14. yüzyıl şairi Kadı Burhaneddin, bu türün kurucusu sayılır. Seyyid Nesimi ve […]

Rubai: Divan edebiyatımıza İran edebiyatından geçmiş bir türdür. Dört dizeden oluşur ve konuları genellikle felsefi ya da tasavvufidir. Kafiye örgüsü (aaxa) ya da (xaxa) biçimindedir. Rubailerde mahlas kullanılmaz. Aruz ölçüsüyle yazılan rubailer, aruzun bir kalıbıyla yazıldığı gibi her dizesinde aruzun farklı bir kalıbı kullanılabilir. Bu türün en büyük şairi İranlı […]

Mesnevi Sözlük anlamı “ikili, ikişer ikişer” demektir. Her beytin dizeleri kendi aralarında kafiyeli ve aruz kalıplarının kısa olanları ile yazılan uzun nazım biçimidir. Kafiye düzeni aa, bb, cc, dd, ee, ff…  olarak sürer. Günümüzdeki uzun manzumelerde de bu tipteki kafiye düzeni kullanıldığında kafiye sistemine “mesnevi tipi kafiye” adı verilir. Mesneviler, […]

DİVAN EDEBİYATI SANATÇILARI 13. YÜZYIL: 1. HOCA DEHHANİ: Hoca Dehhani, bilinen ilk Divan şairidir. Dehhani’nin şiirleri gazel ve kasidelerden oluşmaktadır. Bugüne kadar 1 kaside ve 7 gazeli bulunmuştur. Aruzu başarıyla kullanmıştır. Şiirlerinde din dışı konulara yer vermiştir. Özellikle tabiat, çiçek, gül mevsimi ve bitkileri bütün canlılık ve güzellikleriyle şiirlerine taşımıştır. […]

İKİNCİ YENİ SONRASI ŞİİR: ENİS BATUR: İlk yazısı 1970’te, ilk kitapları 1973’te yayımlandı. Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Dairesi Başkanlığı, Milliyet Gazetesi’nin kültür servisi ve yan yayınlar yöneticiliğini, illiyet Büyük Ansiklopedi’nin ve Dönemli Yayıncılık’ın genel yayın yönetmenliğini yaptı. 1988’den 2004’e kadar Yapı Kredi Yayınları’nda çalıştı. Yazı, Oluşum, MEB, Tan, Gergedan, Şehir, […]

İKİNCİ YENİ: Aklın mantıksal işleyişine sırt çevirdiler, gerçeküstücülüğü daha bilinçli benimsediler. Anlama değil imgeye kapılarını sonuna kadar açtılar. Konuşma diline uzak kaldılar, edebi sanatlara özgürlük tanıdılar. I. Yeni’nin tam tersi noktadan yola çıkarak halk kültüründen uzaklaştılar. Anlamı karartan ve gizleyen bir tavır takındılar. Sözcüklerin çağrışımlarla derinleşen ve çoğalan değerine önem […]

MAVİ AKIMI (1952-1956): 1 Kasım 1952’de Ankara’da yayımlanmaya başlanan “Mavi” adlı derginin etrafında Attilâ İlhan öncülüğünde toplanan; Ferit Edgü, Orhan Duru, Özdemir Nutku, Ahmet Oktay, Demirtaş Ceyhun, Demir Özlü ve Tahsin Yücel gibi sanatçıların oluşturduğu bir edebi topluluktur. Fikir ve sanatın, sosyal bir sınıf veya grubun bayrağı yapılamayacağını savunmuşlar; özgürlüğün […]

HİSARCILAR: Hisarcılar, Türk şiirinde görülen yenilik hareketlerinde sanatçıların “dil, şekil ve konu” karşısındaki tutumlarını belirleyen iki kutup olduğunu savunurlar. Bu kutuplardan birini, her farklılaşma ve değişmeyi şiirde yenilik sayanlar; diğerini de, -tek başına kendilerinin temsil ettiğine inandıkları- bu görüşün tersini savunanlar oluşturmaktadırlar. Hisarcılara göre şiir dilinde yenilik; şiiri ölü kelimelerden […]

4.Modernizmi Esas Alan Sanatçılar Modernizm, bütün dünyada yankılar uyandırmış bir sanat- edebiyat akımıdır. “Modernizm’i kısaca “geleneksel olanı reddetme tavrı” olarak tanımlayabilir; bu bağlamda modernizmi benimseyen hikâyeci ve romancıların geleneksel ve yerleşik roman anlayışını reddettiklerini söyleyebiliriz. Modernizmin doğuşunda I. ve II. Dünya Savaşlarının insanlık üzerindeki yıkıcı etkileri büyük rol oynamıştır. İnsan, […]

CUMHURİYET DÖNEMİNDE ROMAN 3 Bireyin İç Dünyasını Esas Alan Sanatçılar: Bireyin iç dünyasını esas alan yazarlar, insan gerçekliğini farklı bir bakışla anlatmak, modern hayatın insan üzerindeki etkilerini tespit etmek için psikoloji, psikoanalitik (psikoanaliz) gibi bilimlerden ve dolayısıyla Freud’un görüşlerinden faydalanmışlardır. Yazarlar, bireyin iç dünyasını anlatmak için, düş analizi (bireyin gördüğü […]

CUMHURİYET DÖNEMİNDE ROMAN-1 1. Milli Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdüren Sanatçılar 2. Toplumcu Gerçekçi Anlayışla Yazan Sanatçılar 3. Bireyin İç Dünyasını Esas Alan Sanatçılar 4. Modernizmi Esas Alan Sanatçılar 1. Milli Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdüren Sanatçılar: Cumhuriyet Döneminde hikaye ve roman yazarlarının önemli bir kısmı Birinci Dünya Savaşı ve […]

CUMHURİYET DÖNEMİNDE ROMAN -2 2. Toplumcu Gerçekçi Anlayışla Yazan Sanatçılar: Başlangıçta Sabahattin Ali ve Sadri Ertem’in eserleriyle ortaya çıkan ve esasen Anadolu köy ve kasabalarının sorunlarını anlatan toplumcu-gerçekçi roman ve hikaye 1930’ların sonunda Kemal Bilbaşar ve Samim Kocagöz gibi yazarlarla alanını genişletmiştir. 1950’den sonra köy enstitüsü çıkışlı yazarlarla yaygınlaşan “köy […]

YEDİ MEŞALECİLER (1928-1933) Edebiyatımızın ilk toplulukları olan Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati’den sonra, Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında oluşan topluluk; altı şair ve bir öykü yazarı gençten oluşmuş ve kendilerini, adını aldığı Yedi Meşale başlıklı kitapla tanıtmıştır. “Günün birinde, kim önerdi hatırlamıyorum, o güne dek yazdıklarımızdan seçmeleri bir araya getirip ortaklaşa […]

ÖZ ŞİİR ANLAYIŞINI SÜRDÜREN ŞİİR Türk edebiyatında “Saf Şiir” (Öz Şiir) eğilimi Ahmet Haşim’in “Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar” adlı makalesiyle (Türk edebiyatında ilk poetika örneği kabul edilir.) başlar. Sanatın bir form sorunu olduğuna inanan bu şairler için önemli olan iyi ve güzel şiir yazmaktır. Bu anlayışla kendilerine özgü özel bir […]

Jack London (1876-1916) Çocukluk yılları sefalet içinde ama alabildiğine hareketli geçti. En büyük zevki kitap okumaktı, ancak ailesinin güç koşullarda yaşaması yüzünden on dört yaşında okulu bırakıp bir konserve fabrikasında çalışmaya başladı. Yaşadığı çevredeki sefaletin ve kötü çevrenin de etkisiyle on altı yaşına gelmeden bir sokak çetesinin üyesi olmuştu. Sonraki […]

Thomas More’un “Utopia”sından (*); Bilimler, Sanatlar, Uğraşlar Kadın erkek bütün Utopia’lılar usta birer tarımcı olmak zorundadırlar. Çocuklar erkeklerden tarımı okulda öğrenir ve şehre yakın köylere, tarlalara geziye götürülüp öğrendiklerini yerinde görürler. Orada çalışanları seyreder, kendileri de çalışmalara katılırlar. Bu tarım çalışmaları onların beden güçlerini de geliştirir. Bütün Utopia’lıların katılmak zorunda […]

Thomas More (1478-1535) İngiliz yazar, devlet adamı ve hukukçudur. 1490-1492 yılları arasında Canterbury Başpiskoposu John Morton’nun hizmetine girdi ve burada eğitimine başladı. Bu dönemde Rönesans’tan da etkilenmeye başladı. Eğitimini tamamladıktan sonra Başpiskopos Morton’un sayesinde Oxford Üniversitesi’ne girmeye hak kazanan Thomas More, burada geçirdiği 2 yılda yazılar yazmaya başladı. Antik Yunan ve Latin edebiyatına ilgisi de […]

Anthony Burgess’in “Otomatik Portakal” romanından*; …  “Eee, ne olacak şimdi ha?” İşte şimdi öykünün cidden acıklı ve trajik filan kısmı, kardeşlerim ve biricik kankalarım, Staja’da (yani Eyalet Hapishanesi’nde) 84F numarada başlıyor. Pederin şoka girip de yara bere içindeki kanlı ellerini cennetindeki adaletsiz Tanrı’sına filan kaldırdığını ve anamın tek çocuğunun ve […]

Anthony Burgess (1917-1993) Asıl adı John Burgess Wilson olan yazar 1917’de İngiltere’de doğdu. Manchester Üniversitesi’nde İngiliz edebiyatı ve sesbilim öğrenimi gördü. Otuz yaşlarına kadar en büyük arzusu besteci olmaktı. Bir senfoni dahil, çok sayıda müzik eseri besteledi. 1940-46 arasında İngiliz ordusunda yer aldı, 1946-50 yılları arasında Birmingham Üniversitesi’nde öğretim üyesi […]