ÜNLEM İŞARETİ: 1. Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümle veya ibarele­rin sonuna konur: Hava ne kadar da sıcak! Aşk olsun! Ne kadar akıllı adamlar var! Vah vah! 2. Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur: Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri! (Atatürk) 3. Alay, kinaye veya küçümseme anlamı […]

ÜÇ NOKTA: 1. Anlatım olarak tamamlanmamış, yüklemi söylenmemiş, cümlelerin sonuna konur: Bizler, hayatlarını sürdürmeye çalışan makineleriz diyordu fakat bu yaklaşım … 2. Herhangi bir nedenle söylenmek istenmeyen yer adı ve sözcüklerin yerine kullanılır: Akşama doğru B… Kentine varmıştık.    3. Alıntılarda başta, ortada ve sonda alınmayan kelime veya bölümle­rin yerine konur: […]

İKİ NOKTA: 1.Kendisiyle ilgili örnek verilecek, açıklama yapılacak cümlelerin sonuna konur: Millî Edebiyat akımının temsilcilerinden bir kısmını sıralayalım: Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem. Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi: Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet […]

NOKTALI VİRGÜL: 1. Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak için konur: Erkek çocuklara Doğan, Tuğrul, Aslan, Orhan; kız çocuklara ise İnci, Çiçek, Gönül, Yonca adları verilir. 2. Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayır­mak için konur: Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum. […]

VİRGÜL: 1. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur: Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sı­cak, aydınlık ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum. 2. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Umduk, bekledik, düşündük. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) 3. Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş […]

NOKTA: 1. Cümlenin sonuna konur. 2. Bazı kısaltmaların sonuna konur: Alb. (albay), Dr. (doktor), Yrd. Doç. (yardımcı doçent), Prof. (profesör), Cad. (cadde), s. (sayfa), sf. (sıfat), Alm. (Almanca), İng. (İngilizce) vb. 3. Sayılardan sonra sıra bildirmek için konur: 3. (üçüncü), 15. (on beşinci) vb. 4. Arka arkaya sıralandıkları için virgülle […]

DİNÎ-TASAVVUFİ HALK EDEBİYATI (TEKKE EDEBİYATI) 1. İLAHİ: Tasavvufi temalar işleyen ve Türk dinî mûsikîsinin makam ve usulleriyle bestelenerek dinî toplantılarda okunan şiirlere denir. Allah’ı övmek, ona yalvarmak amacıyla söylenen şiirlerdir. Özel bir ezgi ile okunur. İlahiler, Bektaşîlerde “nefes”, Alevîlerde “deme” (deyiş), diğer tarikatlarda da “cumhur” adıyla anılır. Çoğunlukla hece ölçüsünün, […]

ÂŞIK EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ 1. KOŞMA: Koşma, coşturucu duyguların dile getirildiği, İslamiyet öncesinde yazılan koşuk türünün bir devamı olan Türk halk edebiyatı nazım biçimidir. Koşmalar genellikle 11’li hece ölçüsü ile söylenir, en az 3 en çok 12 dörtlükten oluşur. Türk halk edebiyatının en çok kullanılan nazım şekli olan koşma, halk […]

13. YY. YUNUS EMRE *İyi bir eğitim görmüştür.           *Taptuk Emre’nin dergahında tasavvufu öğrenmiştir. *Tasavvuf onun için bir yaşama biçimidir. *İlahilerinde tasavvuf, insanın nefsi ile olan mücadelesi, Allah yolunda olup dünya işlerinden uzak durma gibi konuları işlemiştir. *Dostluk, kardeşlik, dünya malına ve geçici dünyaya bağlanmama, birbirini anlamak, hoşgörü onun için çok […]

ÂŞIK EDEBİYATI SANATÇILARI Halk Edebiyatı, İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı döneminden başlayarak günümüze kadar varlığını sürdürmüş bir edebiyattır. Bu edebiyatın İslamiyet öncesi dönemde yaşamış bilinen ilk şairi Aprınçur Tigin’dir. 16. YY. Köroğlu *Halk şairleri arasında kavganın ve özgürlüğün sembolüdür. *III. Murat döneminde Osmanlı ordusuyla İran savaşlarına katılmıştır. *Bolu Beyi’nden babasının intikamını […]

Terkib-i bentin vasıta beytinin sürekli tekrarlandığı biçimdir. Kâfiye düzeni aa, xa, xa, xa, xa, xa, bb, cc, xc, xc, xc, xc, xc, bb… biçimindedir. Yaşamdan, talihten şikâyet, felsefi düşünceler, dinî ve tasavvufi konular ve toplumsal yergilerin işlendiği şiirlerdir. Bu türün en güçlü örneklerini Bağdatlı Rûhi ve Ziya Paşa vermiştir.

Terkib-i Bend: Aynı ölçüyle yazılan ve 5 -10 arası bentlerden oluşan nazım şeklidir. Son beyte vasıta, önde yer alan beyitlere ise hane denir. Son beyitlerin (vasıta) sürekli değişen beyitlerle birbirleriyle bağlanmasıyla oluşur. Terkib-i bentler didaktik (öğretici) şiir türlerindendir. Kafiye düzeni aa, xa, xa, xa, xa, xa, bb, cc, xc, xc, […]

Murabba: Aynı aruz ölçüsü ve kafiyede dörder dizelik bentlerle yazılan nazım şeklidir. Kafiyelenişi aaaa, bbba, ccca… biçimindedir.  Konu yönünden zengindir. Övgü, yergi, dinî ve öğretici konular yanında farklı konular da yer alabilir. Gül yüzünde göreli zülf-i semen-sây gönül Kara sevdaya yiler bî-ser ü bî-pay gönül Demedim mi sana dolaşma ana […]

Şarkı Tuyuğ gibi yine Türklerin bulduğu bir nazım türüdür. Genellikle dörtlükler hâlinde ve bestelenmek amacıyla yazılır. Bu nedenle dörtlük sayısı azdır. 5 ya da 6 dizelik bentlerle yazılmış şarkılar da vardır. Kafiye düzeni aaaa, bbba, caaa… biçimindedir. İlk dörtlüğün 2. ve 4. dizeleri ya da sadece 4. dizesi bütün dörtlüklerin […]

Tuyuğ Divan edebiyatına Türkler tarafından kazandırılmış bir nazım türüdür. Halk edebiyatındaki mani türünün Divan edebiyatındaki karşılığıdır. Tek dörtlük hâlinde ve aruzun “Failatün, failatün, failün” kalıbıyla yazılır. Kafiye düzeni mani ile aynıdır: aaxa Manide olduğu gibi cinaslı kafiye kullanılır. 14. yüzyıl şairi Kadı Burhaneddin, bu türün kurucusu sayılır. Seyyid Nesimi ve […]

Rubai: Divan edebiyatımıza İran edebiyatından geçmiş bir türdür. Dört dizeden oluşur ve konuları genellikle felsefi ya da tasavvufidir. Kafiye örgüsü (aaxa) ya da (xaxa) biçimindedir. Rubailerde mahlas kullanılmaz. Aruz ölçüsüyle yazılan rubailer, aruzun bir kalıbıyla yazıldığı gibi her dizesinde aruzun farklı bir kalıbı kullanılabilir. Bu türün en büyük şairi İranlı […]

Mesnevi Sözlük anlamı “ikili, ikişer ikişer” demektir. Her beytin dizeleri kendi aralarında kafiyeli ve aruz kalıplarının kısa olanları ile yazılan uzun nazım biçimidir. Kafiye düzeni aa, bb, cc, dd, ee, ff…  olarak sürer. Günümüzdeki uzun manzumelerde de bu tipteki kafiye düzeni kullanıldığında kafiye sistemine “mesnevi tipi kafiye” adı verilir. Mesneviler, […]

DİVAN EDEBİYATI SANATÇILARI 13. YÜZYIL: 1. HOCA DEHHANİ: Hoca Dehhani, bilinen ilk Divan şairidir. Dehhani’nin şiirleri gazel ve kasidelerden oluşmaktadır. Bugüne kadar 1 kaside ve 7 gazeli bulunmuştur. Aruzu başarıyla kullanmıştır. Şiirlerinde din dışı konulara yer vermiştir. Özellikle tabiat, çiçek, gül mevsimi ve bitkileri bütün canlılık ve güzellikleriyle şiirlerine taşımıştır. […]

ÜNLEMLER Sevinç, korku, nefret, acıma, şaşırma, üzüntü gibi duyguları anlatmaya yarayan sözcüklerdir. Ünlemler cümlede bir öge görevi almazlar, cümleyi sadece duygu yönünden güçlendirirler: a, aaa: Çağırma, beğenme, emir, istek   abo, abov: Çağırma, beğenme’; aferin ‘takdir etme   ah: Üzüntü, acıma aha; İşte     aman: kızgınlık, üzüntü       ay: Çağırma, ürkme      ayol: Hey, hay, […]

EDATLAR (İLGEÇLER) Sözcükler arasında anlam ilgileri kurma görevi taşırlar. Edatların tek başlarına anlamları yoktur, cümleye sadece anlam ilgileri kazandırırlar: Gibi, kadar, için, ile, dolayı, üzere, ancak, acaba, adeta, belki, elbet, elbette, sanırım, kuşkusuz, meğer, evet, hayır, mutlaka, şüphesiz, bari, maalesef, aslında, doğrusu, değil, peki, pekâlâ, artık, bakalım, ille, göre, -den […]

BAĞLAÇLAR Eş görevli sözcükleri, sözcük gruplarını ve cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere bağlaç denir: Ve, ile, veya, ya da, dahi (da-de), ancak, ki, mademki, ya… ya(da), hem… hem (de), ne… ne(de) fakat, çünkü, oysa, hatta, sanki, hele, zira, yoksa, güya, nitekim, yine, belki, bile, üstelik, yahut, meğer, gerek… gerek, ister… ister […]

Düzeltme İşareti 1. Yazılışları bir, anlamları ve söylenişleri ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine konur: adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık); alem (bayrak), âlem (dünya, evren); aşık (eklem kemiği), âşık (vurgun, tutkun); hal (sebze, meyve vb. satılan yer), hâl (durum, vaziyet); hala […]

Sayıların Yazılışı 1. Sayılar harflerle de yazılabilir: bin yıldan beri, on dört gün, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, yüz soru, iki hafta sonra, üçüncü sınıf vb. Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılarda rakam kullanılır: 17.30’da, 11.00’de, 1.500.000 lira, 25 kilogram, 150 kilometre, 15 metre kumaş, […]

Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler Cümle büyük harfle başlar: Ak akçe kara gün içindir. Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir. (Atatürk) Cümle içinde tırnak veya yay ayraç içine alınan cümleler büyük harfle başlar ve sonlarına uygun noktalama işareti (nokta, soru, ünlem vb.) konur: Atatürk “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” […]

Bitişik Yazılan Birleşik Kelimeler        Birleşik kelimeler aşağıdaki durumlarda bitişik yazılırlar: 1. Ses düşmesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: birbiri (< biri biri), kaynana (< kayın ana), kaynata (< kayın ata), nasıl (< ne asıl), niçin (< ne için), pazartesi (< pazar ertesi), sütlaç (< sütlü aş) vb. 2. Özgün […]

Kısaltmalar 1. Kuruluş, ülke, kitap, dergi ve yön adlarının kısaltmaları her kelimenin ilk harfinin büyük olarak yazılmasıyla yapılır: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), TDK (Türk Dil Kurumu), ABD (Amerika Birleşik Devletleri); KB (Kutadgu Bilig); TD (Türk Dili), TK (Türk Kültürü), TDED (Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi); B (batı), D (doğu), […]

Alıntı Kelimelerin Yazılışı 1. Çift ünsüz harfle başlayan Batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konulmadan yazılır: francala, gram, gramer, gramofon, grup, Hristiyan, kral, kredi, kritik, plan, pratik, problem, profesör, program, proje, propaganda, protein, prova, psikoloji, slogan, snop, spiker, spor, staj, stil, stüdyo, trafik, tren, triptik vb. Bu tür birkaç alıntıda, […]

İkilemelerin Yazılışı İkilemeler ayrı yazılır: adım adım, ağır ağır, akın akın, allak bullak, aval aval (bakmak), çeşit çeşit, derin derin, gide gide, güzel güzel, karış karış, kös kös (dinlemek), kucak kucak, şıpır şıpır, tak tak (vurmak), takım takım, tıkır tıkır, yavaş yavaş, kırk elli (yıl), üç beş (kişi), yüz yüz […]

Soru Eki mı / mi / mu / mü’nün Yazılışı Bu ek gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır ve kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumlarına uyar: Kaldı mı? Sen de mi geldin? Olur mu? İnsanlık öldü mü? Soru ekinden sonra gelen ekler, bu eke bitişik olarak yazılır: Verecek misin? […]