Sıfatlar; bir ismi nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımdan niteleyen, belirten sözcükleridir. Sıfatların asıl görevi, isimlerin ya da zamirlerin önlerine gelerek onların biçimini, durumunu, rengini, sayısını, sırasını, yönünü karşılamak ya da bunları sormaktır: Yuvarlak masa, yeşil elbise, çalışkan işçiler, dördüncü sokak, üst kat, hangi kitap, böyle olaylar… Sıfatların Temel Özellikleri: […]

A-SORU ÖRNEKLERİ: 1. Her sanatçı, geçmişin özlemiyle geleceğin umudunu bütün                I                                              II yoğunluğuyla yaşar ve yazdıklarında bu yaşayışın etkisi görülür.           III                                IV                                     V Altı çizili sözcüklerin hangilerinde ünsüz benzeşmesi vardır? A) I ile II                      B) I ile V                   C) II ile III                     D) III ile IV                  E) […]

A) ÜNSÜZLER: Türkçe sözcüklerde iki ünlü yan yana bulunmadığından, ünlüyle biten bir sözcüğe ünlüyle başlayan bir ek getirildiğinde sözcükle ek arasına “y, ş, s, n” kaynaştırma ünsüzlerinden biri girer. mağaza – a mağaza – y – a   (durum ekinden önce)        anne – i anne – s – i     (iyelik ekinden […]

Sözcüklerin sonundaki ünsüzlerin bir sonraki sözcüğün başındaki ünlülere ulanarak (bağlanarak) okunmasıdır. Aşağıdaki dizelerde, altı çizili bölümlerde ulama vardır. Hep bülbül_öterdi bağımızda, bahçemizde Ilık bir sonbahar_akşamında yüreğim_aşkınla dolu Bir hayal_için sürdüm_atımı ufuklara Yok_artık yaralı kalbimde sevgiden_eser Kapından_ağır_ağır geçtim_ey güzel Not: Arasında noktalama işareti bulunan sözcüklerde ulama yoktur. Polis, arabaları durdurdu. Gençlik, […]

Süreksiz sert ünsüzlerden biriyle (p, ç, t, k) biten bir sözcükten sonra ünlüyle başlayan bir ek gelirse süreksiz sert ünsüzler yumuşayarak “b, c, d, g, ğ”ye dönüşür: hesap-ı hesabı;      uçak-a uçağa;      amaç-ım amacım;      dert-i derdi;  kalp-i kalbi;    ahenk-i ahengi;       ayak-ı ayağı kap>kabı, sarkaç>sarkacı, öğüt>öğüdü, soğuk>soğuğa, kulaç>kulacı, söğüt>söğüdün, ekmek>ekmeği, tabak>tabağını cevap>cevabın, […]

A) SERT ÜNSÜZ BENZEŞMESİ: Sert ünsüzlerden biriyle (f, s, t, k, ç, ş, h, p) biten bir sözcükten sonra yumuşak ünsüzle “c, d, g” başlayan bir ek gelirse ekin başındaki yumuşak ünsüzler “ç, t, k” şeklinde değişerek sertleşir: balık-cı balıkçı; kitap-cı kitapçı; sert-ce sertçe; sınıf-da sınıfta  uçak-dan uçaktan; yürümüş-dü yürümüştü; […]

Türkçede geniş ünlüyle (a,e) biten bir sözcük “-yor” eki aldığında o sözcüğün geniş ünlüsünü “ı, i, u, ü” ye çevirerek daraltır. bilm(e) – yor bilm(i)yor         ist(e) – yor ist(i)yor           izl(e) – yor izl(i)yor    sızl(a) – yor sızl(ı)yor            suçl(a) – yor suçl(u)yor       gözl(e) – yor gözl(ü)yor     durm(a) – yor durm(u)yor     verm(e) […]

Sözcüklerin asıllarında bulunmayan ünlü veya ünsüz bir sesin türemesi olayıdır. A) ÜNLÜ TÜREMESİ: “-cık, -cik” eki alan bazı sözcüklerde ek ile sözcüğün arasında “a, e, ı, i” ünlülerinin türediği görülür. az – cık az(ı)cık            bir – cik    bir(i)cik                   genç – cik   genc(e)cik                  dar – cık    dar(a)cık sapsağlam>sapasağlam, güpgündüz>güpegündüz, bircik>biricik, genççik>gencecik, […]

A) ÜNLÜ DÜŞMESİ (HECE DÜŞMESİ): İkinci hecesinde dar ünlü bulunan bazı sözcükler, ünlüyle başlayan bir ek aldığında ikinci hecesindeki dar ünlüsünü düşürür. kar(ı)n – ı karnı,                      boy(u)n – um boynum,      keş(i)f – i keşfi,                       bur(u)n – u burnu şeh(i)r – e şehre,                    as(ı)l -ı aslı,      buy(u)r – […]

Çağlara, toplumlara ve sanat alanına göre farklılık gösteren sanat kavramı ilk zamanlar çok geniş olarak insanın tüm yaratıcı eylemlerini tanımlamak için kullanılmış ve insanın hayatta kalma eylemlerini içermiştir.     Daha geniş bir bakış açısıyla sanat, din ve bilim gibi insanın bütün diğer uğraşlarından doğan yaratıcı gücü göstermek için kullanılmıştır. […]